Home Gündem Batı, “zorla kısırlaştırma” yalanını en çok kullanan taraftır

Batı, “zorla kısırlaştırma” yalanını en çok kullanan taraftır

by karkafalar

ABD Temsilciler Meclisi’nde kısa süre önce “2022 ABD Rekabet Yasası” kabul edildi. Yasanın ilgili bölümünde, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “zorla kısırlaştırma” yaşandığı iddia edilerek, Çin karalamaya çalışıldı. Bu, ABD’nin insan hakları kisvesi altında, diğer ülkelerin içişlerine karışmasının yeni bir örneği oldu.

“2022 ABD Rekabet Yasası”nın Çin’e ilişkin içerikleri, Soğuk Savaş Zihniyeti ve siyasi önyargılarla dolu. Çin’in gelişme yolu ile iç ve dış politikalarını karalamayı hedefleyen bu içerikler, Çin’e karşı stratejik rekabeti kışkırtmaya, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, Tibet Özerk Bölgesi, Hong Kong Özel İdari Bölgesi ve Taiwan Adası’na ilişkin meseleleri kullanarak, Çin’in içişlerine karışmaya, böylece ABD’nin hegemonyacılığını korumaya çalışiyor.

“2022 ABD Rekabet Yasası” nın ilgili içeriklerinde Xinjiang’da “zorla kürtaj”, “zorla kısırlaştırma” ve “doğum kontrolü” yapıldığı iddia ediliyor. Ancak bunlar, ABD’nin ırkçılık tarihinde yaşanan gerçeklerdir. ABD yönetimi, devletin kuruluşundan bu yana geçen süre içinde Amerikan yerlilerine geniş çaplı soykırım gerçekleştirdi, bu nedenle Amerikan yerlilerin toplam nüfusu, 1492 yılında 5 milyon iken 20. yüzyılın başlarında 250 bine indi. Bu süreçte “zorla kısırlaştırma” önemli rol oynadı.

Bilindiği üzere, Indiana eyaleti yerel hükümeti, 1907 yılında “Öjenik Sterilizasyon Yasası”nı  çıkarmıştı. Buna göre, devlet tarafından gözaltına alınan suçlulara, zihinsel engellilere ve tecavüz suçu işleyenlere zorla kısırlaştırma yapılabiliyordu. Bunun ardından, ABD’nin 30 eyaletinde buna benzer yasalar çıkarılmıştı. Amerikan kadın yerlileri bu yasaların kurbanları oldu .Özellikle 1924 yılında çıkarılan “Virginia Sterilizasyon Yasası”, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman Nazileri’nin “zorla kısırlaştırma” planının faydalandığı bir örnek oldu. 1930 yılında ABD yönetimine bağlı Amerikan Yerlileri İşleri İdaresi ise sözde “Amerikan Yerlilerine Sağlık” programını hazırlayarak, Amerikan kadın yerlilerinin sağlığını güçlendirme kisvesi altında bu kadınları kısırlaştırmaya çalıştı. Bu süreçte birçok Amerikan yerlisi kadın kendilerinin zorla kısırlaştırmanın kurbanı olacağını önceden bilmiyordu. Bu bağlamda doğurma yaşına gelen Amerikan kadın yerlilerin yüzde 42’si zorla kısırlaştırıldı. Bu, birçok küçük Amerikan yerli kabilesinin yok olmasına neden oldu. Adı geçen programın iptal edildiği 1976 yılına kadar 70 bin Amerikan yerlisi kadın zorla kısırlaştırıldı. ABD yönetiminin bu uygulaması, tam anlamıyla “zorla kısırlaştırma” ve “etnik soykırım”dır.

Xinjiang’da “zorla kısırlaştırma” iddiası, baştan sona yalandır. Bilindiği üzere, Çin hukuk devletidir. Çin Anayasası’na göre, devlet her vatandaşın insan haklarına saygı göstermeli ve korumalıdır. Her vatandaş, doğum yapma hakkına sahip olduğu gibi, yasalar doğrultusunda doğum planlanmasına katılma sorumluluğunu üstlenmelidir. Uygurlar dahil olmak Xinjiang’da yaşayan farklı etnik gruplara mensup kadınlar, kendi şartlarına göre doğum yapmayı veya doğum yapmamayı tercih edebilir.

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi’nin Temmuz 2021’de yayımlandığı “Xinjiang’da çeşitli etnik gruplara eşit hak güvencesi” başlıklı beyaz kitaba göre, 2000-2020 döneminde, Xinjiang’da hamile olan kadınların doğum öncesi sağlık muayenesi yaptırma oranı, yüzde 80.14’ten yüzde 98.53’e, kadınların hastanede doğum yapma oranı ise yüzde 59.69’dan yüzde 99.82’e yükseldi. Öte yandan, Eylül 2021’de yayımlanan “Xinjiang nüfusunun gelişmesi” başlıklı beyaz kitapta verilen bilgilere göre, 2019 yılında Xinjiang’da yaşayanların ortalama ömrü 74.7 yıl olarak tespit edildi, bu süre 2010 yılına göre 2.35 yaş arttı. Hamile kadınların doğum yaparken ölüm oranı, 2010 yılında 100 binde 43.41 iken 2020 yılında 100 binde 17.89’a indi. Geçen 60 yıl içinde Xinjiang’ın toplam nüfusu, 4 kat arttı. Uygurların nüfusu ise 2.2 milyondan 12 milyona yükseldi. Bu rakamlar, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana geçen sürede, Uygur nüfusunun uzun süre boyunca büyük artış gösterdiğini ve sözde “zorla kısırlaştırma” iddiasının tamamen yalan olduğunu kanıtladı.

Bazı ABD’li siyasetçiler, kendi ülkelerinin insan hakları alanındaki çirkin ve kötü özgeçmişi görmezden gelerek, kasten Xinjiang’da sözde “zorla kısırlaştırma”, “etnik soykırım” ve “zorla çalıştırma” olduğu iddiaları uydurarak, Çin’i karalamaya çalışıyorlar, bu ABD’nin insan hakları alanındaki iki yüzlülüğünün ve çifte standart uygulamasının en açık delildir. Günümüzde Xinjiang’da toplumsal istikrar korunuyor, ekonomi hızla gelişiyor, farklı etnik gruplara mensup vatandaşlar dayanışma, huzur ve mutluluk içinde yaşıyor, büyük Çin ailesinin Uygur kadınları da güvenli ve mutlu bir yaşam sürüyor. Bu nedenle zorla kısırlaştırma şapkası onu en çok kullanan ABD’ye yakışıyor.          

Hibya Haber Ajansı

You may also like

Leave a Comment