news-details

Çin-ABD ilişkilerinin yeni çerçevesi, çalkantılı dünyaya istikrar beklentisi sunuyor

Vakıf Katılım

Görüşmelerde, yapıcı stratejik istikrar” kavramının; iş birliğine dayalı aktif bir istikrarı, ölçülü rekabeti içeren olumlu bir yaklaşımı, anlaşmazlıkların kontrol altında tutulduğu sürdürülebilir bir dengeyi ve barışın korunduğu kalıcı bir düzeni ifade ettiği belirtildi.

Çin Medya Grubuna (CMG) bağlı Çin Global Televizyonunun (CGTN) kısa süre önce küresel internet kullanıcıları arasında gerçekleştirdiği ankete göre, katılımcıların yüzde 87si Çin-ABD ilişkilerinin bir tarafın kaybedip diğerinin kazandığı sıfır toplamlı bir oyun” değil, karşılıklı başarı ve ortak refah temelinde gelişmesi gerektiğini savundu. Katılımcıların yüzde 71,6sı ise Çin ile ABD arasında yapıcı stratejik istikrar” anlayışının, çalkantılı dünyaya daha öngörülebilir bir ortam sunduğunu ve kalıcı küresel istikrarın önemli ön koşullarından biri olduğunu ifade etti.

Söz konusu sonuçların, uluslararası toplumun ortak beklentisini ve geniş mutabakatını yansıttığı belirtilirken, Çin-ABD ilişkilerinin doğru zeminde ilerletilmesinin büyük güçlerin yerine getirmesi gereken önemli bir sorumluluk olduğu değerlendiriliyor.

İlk olarak, iş birliğinin ön planda tutulması ve istikrarın temelinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Çin ve ABD ekonomilerinin yüksek düzeyde birbirine bağlı olduğu, tedarik ve üretim zincirlerinin iç içe geçtiği belirtilirken; iklim değişikliği, kamu sağlığı ve nükleer yayılma gibi küresel sorunların çözümünün de iki ülkenin yakın iş birliğini zorunlu kıldığı ifade ediliyor. Bu nedenle ilişkilerin rekabet yerine iş birliği temelinde tanımlanmasının, iş birliği alanlarını genişletip anlaşmazlık başlıklarını azaltmasının sağlıklı ilişkilerin anahtarı olduğu kaydediliyor.

İkinci olarak, rekabetin ölçülü tutulması ve çatışmaya dönüşmesinin engellenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. ABDnin uzun süredir Çin politikasında sıfır toplamlı oyun anlayışını benimsediği ve mutlak üstünlük arayışını sürdürdüğü belirtilirken, gümrük vergileri, teknoloji ve jeopolitik alanlarda uygulanan agresif politikaların ikili ilişkilerde ciddi dalgalanmalara yol açtığı ifade ediliyor. Nükleer güç ve BM Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri olan iki ülke arasındaki yıkıcı rekabetin küresel sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılırken, sağlıklı rekabet anlayışının benimsenmesi ve rekabetin ortak ilerlemeyi teşvik eden bir unsur hâline gelmesi gerektiği vurgulanıyor.

Üçüncü olarak, anlaşmazlıkların kontrol altında tutulması ve kurumsal mekanizmalar yoluyla yönetilmesi gerektiği belirtiliyor. Özellikle ABDnin Çine yönelik gümrük vergisi savaşlarının kontrolden çıkmasının, iki ülke arasındaki ortak ekonomik zemini zayıflatabileceği ifade ediliyor. Son bir yılda Çin ve ABDnin ekonomi ekiplerinin yedi tur resmi müzakere gerçekleştirdiği ve ekonomik ilişkilerin dengeleyici ve bağlayıcı unsur” rolünü korumasının sağlandığı aktarılıyor. Tarafların anlaşmazlıkları yönetme konusunda samimiyet göstermesi hâlinde, sorunların çözümünün iş birliğini daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

Dördüncü olarak ise kalıcı barış için tarafların birbirlerinin temel çıkarlarına saygı göstermesi gerektiği ifade ediliyor. Taiwan konusunun Çinin temel çıkarlarını ilgilendirdiği ve Tek Çin ilkesinin uluslararası toplum tarafından geniş ölçüde kabul gördüğü belirtilirken, Taiwan bağımsızlığı” yanlısı güçlerin Çin ile ABD arasında çatışma yaratmaya çalıştığı savunuluyor. ABDnin Taiwana silah satışını durdurması ve Taiwan bağımsızlığına” açık şekilde karşı çıkmasının, Çin-ABD ilişkilerinde uzun vadeli barış ve istikrar açısından önemli bir mesaj vereceği ifade ediliyor.

Önümüzdeki dönemde Çin ile ABDnin doğru şekilde bir arada yaşamasının yolunu açması gerektiği belirtilirken, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliği” yaklaşımının tek doğru seçenek olduğu vurgulanıyor. İki ülkenin karşılıklı başarı ve ortak refah anlayışıyla hareket etmesinin hem kendi halklarına hem de dünyaya fayda sağlayacağı değerlendiriliyor.

  Hibya Haber Ajansı