TCMB, faizleri düşürdü ekonomideki riskleri artırdı

TCMB, politika faizini 200 baz puan düşürerek %18'den %16'ya indirdi. Ayrıca TCMB tüm faiz kalemlerinde 200 puanlık indirim yaparak gecelik borç verme faizini %17.50'ye, gecelik borç alma faizini % 14.50'ye, geç likidite pencere faiz oranını da % 20.50'ye çekti.

TCMB, politika faizini 200 baz puan düşürerek %18'den %16'ya indirdi. Ayrıca TCMB tüm faiz kalemlerinde 200 puanlık indirim yaparak gecelik borç verme faizini %17.50'ye, gecelik borç alma faizini % 14.50'ye, geç likidite pencere faiz oranını da % 20.50'ye çekti. Banka yaptığı açıklamalarda para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirdiğini ve bu çerçevede politika faizinde indirim yapılmasına karar verdiğini ifade etti.

Ancak bu kararın oldukça hatalı bir karar olduğunu yineleyelim. Çünkü yurtdışında risklerin arttığı bir ortamda siz ekonomik politikayı bozucu karar alıyorsanız ekonomide yaptığınız hesaplar tutmayabilir. Birincisi küresel  tarım emtia fiyatlarında küresel bazda fiyat artışları devam etmekte. TCMB’de gıda enflasyonunun yükseldiğinin altını çizerken nasıl olacakta  gıda enflasyonu düşüş yaşayacak ? Ayrıca emtia fiyatlarında yükseliş devam ediyor bazı malların arzında yaşanan darboğaz devam ediyor buda fiyatları yükseltiyor. Bunun yanında birde döviz kurunun birikimli etkilerinin temel mal grupları üzerinde artış etkisi yaşanması eklenince enflasyonda kalıcı bir düşüş zor. Merkez Bankası bu noktada çekirdek enflasyonu baz aldığını ifade ederken bu indirimle birlikte % 16.98 seviyesi olan çekirdek enflasyonunda altında faizin % 16.0’ya inmesi nasıl izah edilebilir. Şu anda manşet enflasyonun % 19.58, çekirdek enflasyonun % 16.98 seviyesinde seyrettiği ekonomide bu iki arasındaki enflasyon daha da açılabilir. Çünkü çekirdek enflasyonun içinde gıda ve enerji fiyatları yok. Yıl sonuna kadar enflasyonda baz etkisinin de devreye girmesiyle özellikle 2 ay enflasyonda düşüş bekliyorduk ancak kurdaki sert yükselişin bu baz etkisini ortadan kaldıracağını veya törpüleyeceği düşüncesindeyiz. Ayrıca reel faizlerin eksilere yerleştiği yerde yabancı yatırımcı çekme konusunda sorun yaşayabiliriz. Zaten karar sonrası da bankacılık öncülüğünde borsadan çıkışlar görülürken kurda da yükselişin devam ettiğini izliyoruz. Bu ortamda Türkiye’yi zor günler bekliyor. Çünkü sadece iç kaynaklı değil dış kaynaklı risklerde mevcut. Fed’in taperinge gideceği noktada küresel bazda dolar endeksinde ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde görebileceğimiz yükseliş sadece Türkiye’den değil gelişmekte olan bütün ülkelerden para çıkışlarını hızlandıracaktır.  Cari açığın 23 milyar dolar olduğunu baz aldığımızda ve TCMB’nin net rezervlerinin -37 milyar dolar olduğu bir ortamda dolara olan talep ayrıca yurtiçinde dolarizasyonu da artırma riski taşımakta.

TCMB yayınladığı raporda küresel ekonomilerde aşılanmada ki artışla birlikte toparlanma yaşandığını ancak yeni varyantların küresel büyümede aşağı yönlü riskler yarattığını söylerken buna karşılık yükselen küresel enflasyonun uluslararası finansal piyasalara etkilerinin izlendiğine dikkat çekti.  TCMB,  emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artışın uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açtığını vurguladı. Başlıca tarımsal emtia ihracatçısı ülkelerde yaşanan iklim koşullarının küresel gıda fiyatları üzerine olumsuz yansımaları görülmektedir diye ekledi. Yani ülkemizde yaşanan sel, yangın, kuraklık gibi afetlerin tarımsal ürünlerde rekolteyi düşürdüğünü görüyoruz. Bu daha fazla tarım ürünü ithal etmek anlamına gelecektir. Böyle bir ortamda ithal girdi bağımlılığı enflasyonu yükselten bir kalem olacaktır. Yani enflasyondaki yükselişe bir katkıda buradan gelecektir. Merkez Bankası ayrıca küresel enflasyonun geçici olacağını düşünmekte ve varlık alım programının devam ettiğini söylemektedir.  

TCMB, yurtiçinde 3. çeyrekte dış talebin gücünü koruduğunu ifade ederken bu dönemde aşılanmanın etkisi ile hizmet ve turizm sektöründe canlılığın arttığını belirtti. Dayanıklı tüketim malları talebi yavaşlarken, dayanıksız tüketim mallarında bir toparlanma gözlenmekte olduğunu savundu. Bireysel kredilerin ılımlı bir seyir izlediği vurgulanırken para politikasındaki sıkı duruşun ticari kredilerde daralmaya yol açtığının altı çizildi. İhracattaki güçlü artış eğilimi ve aşılamadaki kuvvetli ivmenin turizm faaliyetlerini canlandırmasıyla yılın geri kalanında cari açığın iyileşmesine ve fiyat istikrarı için cari açıktaki iyileşmenin önem arz ettiğini belirtti.

Bu kararın ardından bundan sonraki sürece baktığımızda enflasyonist gelişmeler ve sermaye akımlarındaki değişiklik piyasada belirleyici olacaktır. TCMB’nin aksine kısa vadede enflasyonun yükseleceğini ve bunun kalıcı etkiler bırakacağını düşünmekle birlikte özellikle ABD’de artan enflasyon sonrasında Fed’în yılsonuna kadar tahvil alım programında azaltma (tapering) yapacağını bunun da başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açacağını düşünüyoruz.  Bu bağlamda Türkiye’nin de bu durumdan olumsuz etkilenebilme ihtimali oldukça yüksek. Dolar endeksi ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yükselişin daha da süreceği beklentimiz devam ederken TCMB faiz kararı sonrası Usd/Try paritesinde yeni tarihi zirvelere doğru (teknik olarak 10.70) yükseliş görülme ihtimali arttı. BİST100’de de satışların hızlanacağı düşüncesindeyiz. BİST100’de 1466 seviyesi kırılmadığı sürece satış baskısının devamını bekliyoruz. Ayrıca bu dönemde özellikle küresel borsalar tapering cümlesini beklemekte. Fed bu cümleyi söyledikten sonra yada söylemesine az kala gelecek kar satışları yurtiçinde borsayı da olumsuz etkileyebilir.

Kaynak: Acar Menkul
Hibya Haber Ajansı

Okunma